4 Mart 2014 Salı

ESİRGEYEN GÖKYÜZÜ - ÇÖLDE ÇAY - PAUL BOWLES





Yeni bitirdiğim bu kitabı bir arkadaşım tavsiye etmişti. Bu yaz bir Fas gezisi planlıyorum ve arkadaşım demişti ki bu kitabı okuduktan sonra hemen gitmek isteyeceksin. Malesef bende öyle bir etki bırakmadı bu kitap, aksine gitmeyi şimdi bir daha düşünüyorum.

Olay Fas'ta başlayıp Afrika'nın içlerinde bitiyor. Kendilerine gezgin diyen bir çift ve yanlarında bir arkadaşlarıyla beraber New York'tan yola çıkıp, dünyayı keşfetmek üzere Fas'a geliyorlar. Her duraklarında 1-2 gün kalıp sürekli seyehat ediyorlar. İsterseniz anlatmayayım, her ne kadar bende kötü etki bıraksa da okunmaya değer bir kitap.

Hızımı alamayıp filmini de izledim. Filminde John Malkowich oynamış. Film de fena sayılmazdı.


26 Şubat 2014 Çarşamba

Hocalı Katliamı Unutma Unutturma



 Dünyanın gözü önünde yapılan katliam. Hepimiz ermeniyiz diyen Türklere ithafen. Lütfen sonuna kadar izleyiniz.

24 Şubat 2014 Pazartesi

PARFÜMÜN DANSI TOM ROBBINS



Yine ilginç bir kitapla daha karşınızdayım.
Ölümsüzlüğü arayan iki kişinin 1000 yıllık hikayesi de denebilir. İlginç bilgiler ve hikayelerle dolu bir kitap. Kendi adıma okuduğum en ilginç kitaplardan biri diyebilirim.

Kitabın arka kapak yazısı:

"Oyunculuk uçarılık değil", bilgeliktir diyerek çılgınlık derecesinde "oyuncul" romanlar yazan Tom Robbins, bu romanda hayatımızı var eden en temel kavramlar hakkında düşünmeye ve insanın  doğayla ilişkisinin kopma sürecinin anlatıldığı düşsel/tarihsel bir yolculuğa çıkarıyor bizi. batı'dan Doğu'ya oradan da Yeni Dünya'ya uzanan, ölümsüzlüğü kovalayan ve yüzyıllar süren bir yolculuktur bu. Batı, acı çekmeyi seven mantığa, bireyciliğe ve üretime tapınanların diyarıdır. Doğu, aşka, boş zamana, münzeviliğe, bilinmezliğe hayatında yer veren insanların yaşadığı su ve parfüm diyarıdır. Yeni Dünya'da ise sadece başarı ve hırs vardır. Yolculuğun en ilginç kişisi ise keçi ayaklı, zevk ve bereket tanrısı Pan'dır. Pan, insanların duyguları ile düşünceleri arasında duvar çekmeleri, yaşamak yerine, cennete kabul edilmek ve doğayı tahakküm altına almak için çalışmaları, dans, müzik ve aşkla ilgilenmek yerine doğru ve yanlışla uğraşan Aristo, İsa ve Descartes'a inanmalarıyla gücünü yitiren bir tanrıdır... Pan'ın en yakın arkadaşları ise "insanın kalbiyle yaşamasını" savunan kendi kendinin kralı Alobar ve Kama-Sutra'yı büyün incelikleriyle bilen koku bilgesi Kudra'dır.

Bu kitapta hayatlarını bir "deney" olarak yaşayanlar anlatılmaz. Onların okumalarına da gerek yoktur. "

Bu arka kapak yazısı ilginç geldiyse, kitapta daha çok ilginçlikler var diyebilir. Eğer benim kitap zevkime güvenirseniz, mutlaka okuyun derim. Pişman olmayacaksınız.

14 Şubat 2014 Cuma

DOMBIRA ARSLANBEK SULTANBEKOV

Arslanbek Sultanbekov Kafkasya kökenli bir halk müziği sanatçısıdır. Dombıra şarkısı tek kelime ile mükemmel. Son zamanlardaki en çok etkilendiğim müzik, eğer dinlemediyseniz bir kez deneyin, video başlangıcında Kürşad İsyanının hikayesi anlatılıyor bu şarkı eşliğinde.

İyi dinlemeler;

25 Ocak 2014 Cumartesi

AYFER TUNÇ - SUZAN DEFTER

En son bitirdiğim kitap. Hoş, ilginç bir kitap kesinlikle tavsiye ederim.

Aşağıda bu kitaptan beğendiğim yerleri paylaştım sizlerle

* Ayrılmak bir solucanın ikiye bölünmesi gibidir, her iki parça ayrı ayrı yaşamaya devam eder, bir zamanlar tek parça değilmiş gibi, tanımaz birbirini parçalar.

* Aşk lanet gibidir, kuşaklar boyunca devam eder.

* Bir kadının gittiği, evden belli olur. Ev dediğiniz şey küçük büyük elementlerden oluşur. Kadın olan evde, erkeğin anlayamayacaği bir denge vardır elementler arasında. Erkek her birine vakıf olduğunu düşünse bile, onların nasıl bir uyumla işlediğini bilemez. Kadın gidince evin dokusu bozulur, susuz kalmış çiçeğe benzer, solar. Küçük şeylerin izi silinir. Eşyaların dili tutulur, ev sağırlaşır.

* Ne kadar unutulmaya çalışılsa da, izi belli bir yara gibi duran aşklar.

* Alışkanlıklar mantığı daima yener, bir de korkular.

* Cesaret insana iyi geliyor ; sana ihanet edebiliyorsam dünyaya hükmedebilirim, bir. İhanet ederken cesaret, şehvet, korku, pişmanlık duyuyorsam, sen varsın demektir ki; işte bu çok önemli, iki.

Evet, okunmaya değer hoş bir kitap.

23 Ocak 2014 Perşembe

DIY - SÖKME ÖRGÜ BERE

iSelam canlar, yine bir DIY projesi ve yine ben,

Yine bir blogda gördüğüm bereyi vakit kaybetmeden ördüm.

Sağolsun bir arkadaşım bana modellik yaptı.



Ve bir arkadaşımın ikiz kızları var, hemen onlara da ördüm.




İkizlere takke ördüm diye yersiz bir espri yapmayacağım tabi :))

Bu arada bu berenin adım adım örülüşünü aşağıdaki linkte bulabilirsiniz.

http://orgu-knitting.blogspot.com.tr/2014/01/sokmeli-bere-nasl-orulur.html

Sevgiler

19 Ocak 2014 Pazar

NAR AĞACI NAZAN BEKİROĞLU

Nazan Bekiroğlu'nun okuduğum ilk kitabı. Dilini, akışını daha da önemlisi hikayesini çok beğendim. Öyle bir dokundu ki anlatılanlar, zaman zaman gözlerimin yaşardığı da olmuştur.

"Eşkıyalardan biri cesetlerin arasında nasılsa sağ kalmış bir kadını fark etmişti, teni henüz sıcak fakat canı yarı bir kadın. Kırık ağız arkadaşlarına seslenirken onun ne söylediğini, hangi dilde söylediğini duyamadı Büyükhanım, duymak da istemedi.

........

İmanı kuvvetliydi Büyükhanım'ın. Fakat daha çocukluk zamanında en fazla cennetin olmamasından korkar, "ya cennet yoksa" diye içinden geçirmeden edemezdi.

Bu kez, sarıldığı cesedin bumbuzluğundan üşürken "Rabbim" dedi, "Beni bağışla. Dilimin söylediğinden beni hariç tut." Yutkundu boğazındaki yumruyu itmeye çalışarak, "İstersen de tutma. Ama bundan sonra cennetinin yokluğu değil, beni cehenneminin yokluğu korkutur."

Bu satırlar kitapta en etkilendiğim sözlerden.

Benim annemin annesi Kırım Türklerinden, annemin babası da İran Türklerinden. Kitabın beni bu denli etkilemesinin altında, farklı yerlerden akan iki nehrin Orta Anadolu'da buluşup, orada yeni dereciklere hayat vererek en son bana kadar ulaşan bu akıntının bir parçası olmamdır belki de.

Ben anneannemin ve dedemin kökenine inebilmek için böyle bir maceraya girişsem dedim kitabı okurken. Gözüm yemedi. Bizimkilerin hikayesi de aşağı yukarı aynı acıları, aynı sürgünleri, aynı gurbetleri ve aynı sılayı kapsıyordur. Anadolu topraklarına kadar gelebilen birbirlerinde hayat bulmuş bütün farklı nehirler gibi.



9 Ocak 2014 Perşembe

BATMAN'DA ZUMBA






Size ne zamandır Zumba yaptığımı söylüyorum, hiç aklıma nerede yaptığımı yazmak gelmemiş. Siz de hiç sormamışsınız :)

Batman'da Artemis Sanat adında bir yer var. Haftanın 2 günü oraya gidiyorum, en az 2 günde size daha önce bahsettiğim videolarla evde çalışıyorum. Hani bir gün olur da Batman'a yolunuz düşerse ve ya benim gibi buraya atanıp da bir müddet burada kalacak olursanız, sporu ve dansı seviyorsanız gidilecek en temiz ve en eğlenceli yerdir burası.

Hocamız lisanslı Zumba Hocası, düzenli olarak eğitimlerine de katılıyor yani işinin ehli. 1 saat zumba ve yarım saat plates yapıyoruz her dersimizde. Daha önce de bahsetmiştim size, 3 yıldır kilo verme maceram sürüyor. Şahsen ben en hızlı kilo kaybını Zumba ile yaşadım.

Artemis Sanat'da Salsa, Tango derslerinin yanı sıra enstrüman eğitimi de veriliyor bu arada.

Eğer birgün ihtiyacınız olursa telefonlarını aşağıya yazıyorum.

0 505 223 55 20

Sevgiler

Not resim netten alıntıdır.

7 Ocak 2014 Salı

YİNE BİR DIY PROJESİ

Selam canlar, yine bir DIY projesi ile karşınızdayım.

Zamanında ne aldım da içinden çıktı bilmiyorum. Evde küçük parça bir Strafor Köpük çıktı. düşündüm düşündüm ne yapabilirim diye.

Sonra bu köpüğe şu mantar panolara takılan raptiyelerden taktım.


Sonra da en sık kullandığım takılarımı bunlara taktım. Oldu size bir takı organizer :))))
Ve tuvalet masamdaki yerini aldı.

Bir başka DIY projesinde daha görüşmek üzere esen kalın :))


4 Ocak 2014 Cumartesi

ZUMBAYA DEVAM




Selamlar arkadaşlar, zumbaya başladığımdan, hatta eğlenerek kilo verdiğimden bahsetmiştim size. Dans ettiğiniz müzik çok önemli zumbada sizi coşturacak bir müzik olmalı.

Şimdi sizinle harika bir şarkı ve bu şarkıya harika bir kareografi eklemiş olan bir zumbacı hatunun videosunu paylaşacağım. Zumba için illa ki bir salona üye olmak zorunda değilsiniz evde de yapabilirsiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=03AiRjPDjgE

Ve benim şu günlerde favorim Khaled C'est La Vie harika bir şarkı.




Ve aşağıdaki link de aynı hatun kişinin bu şarkıya yaptığı kareografi.

http://www.youtube.com/watch?v=E9kM7LILjT8



Hadi kolay gelsin, çok terlemeyin :)))

3 Ocak 2014 Cuma

DIY- BOYUNLUK, ATKI (KOLDA ÖRME)

Yeni bir DIY projesi ile daha karşınızdayım. Bugün okuma listemde olan blogları gezerken bu boyunluk modelini ve yapılışını gördüm. Hemen soluğu tuhafiyede alıp iplerimi aldım ve ben de ördüm. Oldukça basit, tığ, şiş vs. kullanmadan kolunuzla örüyorsunuz. Yarım saatte deniyor ama benim ki 45 dk. felan sürdü.

Soğuk kış günlerinde hoş olur diye düşündüm ve sizlerle de paylaşmak istedim.



Resimlerde pek net değil sanırım ama size bu fikri aldığım bloğun linkini veriyorum, orada daha net görebilirsiniz.

Esen kalın :)


26 Aralık 2013 Perşembe

YENİ KİTAPLARIM

Kitaplarımı genellikle kitapçılardan ve sahaflardan alırım. Internetten de almışlığım olmuştur. Ama ilk kez bir siteye üye olup bu kadar çok kitap aldım. www.kitapyurdu.com'dan cumartesi sipariş ettiğim kitaplar bugün elime ulaştı. Okuduktan sonra sizlerle yorumlarımı paylaşacağım kitaplar aşağıdakilerdir.




Şimdilik hoşçakalın.

25 Aralık 2013 Çarşamba

ŞAİRİN ROMANI - MURATHAN MUNGAN

Bir kitap sever, okur, yorumlar olarak ben, Murathan Mungan'ı okumakta geç kalmışım. Tesadüfen elime aldığım bu kitabı okurken, herhalde yazarın kurduğu sanal dünyaya bir seyahat yaptım, bir yandan sonu ne olacak diye merak ederken diğer yandan sona yaklaştığım için üzülüyordum... Bende bu hissi uyandıran sadece birkaç kitap vardır. Açıkçası beni böyle etkilemesini beklemiyordum. Murathan Mungan'ın şair yönünü düşündükçe aslında cafcaflı cümlelerle nasıl bu kalınlıkla bir kitabı doldurabilir diye düşünmüştüm. Ama kitabın hikayesi değil de anlatımı şiir gibi olunca, şiir tadında bir roman çıkarmış ortaya.

Neresinden başlasam bilemiyorum, öncelikle kitapta Anakara'ya bağlı olan değişik şehirlerde geçiyor olay. Şehirlerin ismi gibi karakterlerin ismi de çok değişik; Odragend, Dohanara, Samarakad vb şehirlerde, Bendag, Mootah, Ulsangeyma, Zeey, Tagan, Gamenn, Agabu vb, kişilerin hikayeleri anlatılıyor.

Benim en hoşuma giden şey (belki size garip gelebilir ama) ben Avşar'ım, belki daha önce bahsetmiştim. Bizim Avşarlarda kullanılan ve başka hiç kimseden duymadığım bazı kelimelerin burada kullanılmış olması. Mesela dulda, yekinmek, gönenmek gibi. Bir yerde de tilmiz kelimesini kullanmış ki bu kelime de Arapça öğrenci demek. (Arapça öğretmeni olunca tabi hemen dikkatimi çekti, algıda seçicilik :))))  

Kitabın hikayesini tabii ki anlatmayacağım burada ancak en beğendiğim yerlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

* Kendi seçimlerimiz sonucunda olup bitenler rasgele başımıza gelenlerden daha çok sızlatır içimizi. İnsanın kendine karşı çaresizliği diğer çaresizliklere benzemez.

* Mutluluk benim için hiçbir zaman önemli bir kavram olmadı. Daha çok rastlantı gibi yaşadım mutluluğu. Kısa anların hediyesi gibi. Yaşamın karşıma çıkardığı bazı anlar benim için mutluluk demekti , o kadar...

* Aşka hazır olmayanlar aşka tutulduklarında, ne yapacaklarını tam olarak bilemezler. Onların aşkında kaçınılmaz sonu hazırlayan tuzaklar çok daha kolay barınır. Her ne kadar aşk genç kalplerin işi olsa da, aşkı yaşamak tecrübeyle kazanılmış donanım ister. Gençken kolay sahip olunamayacak bir donanım. Ne yaman çelişki değil mi?

* Kendisine saklanmayı bilmeyen insanlar başkalarına kolay av olurlardı.

* Suyun konduğu kabın şeklini alması gibi bazı ruhlarda içine kondukları bedenin özelliklerini alırlar. Bazı insanların çirkinliğinde aynı zamanda onların ruhlarını görebilmemiz bundandır.

* Başarı ne demekse artık! Her insanı başarılı  olmaya mahkum eden bu anlayışı hiç insani bulmadığımı da söylemeliyim ayrıca. Başarısızlık da bizler içindir, insanlar için, kenarda kalmışlar için, ikinci çocuklar için... Gölgedekiler için.

Biraz daha yazarsam kitaba haksızlık olur sanırım. Alınası ve okunası bir kitap, hem bir kez de değil biraz ara verilip tekrar okunabilecek bir kitap.

Yazar bu kitabı 15 yılda hazırlamış, emeğine sağlık diyorum ve şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum 

24 Aralık 2013 Salı

HİCAZ HUMAYUN PEŞREV

Barbaros Hocamla bir peşrev daha geçtik. Umarım beğenirsiniz.


Veli Dede'den Hicaz Hümayün Peşrev.

8 Aralık 2013 Pazar

İZMİRLİLER YAŞADI

Hayat İzmirliye güzel valla ! Hem cennet gibi bir yer, denizi ayrı bir mavi, doğası ayrı bir yeşil, birçok ile göre daha hareketli fakat İstanbulla kıyaslanamayacak kadar rahat ve sakin. Zıtlıkların ayrı bir tat verdiği bir şehirdir İzmir bana göre.

Bugün neden İzmir hakkında bu kadar konuştum. Buralarda bulamayacağımız bir ayrıcalık daha var İzmir'de. Butik Pasta ve Kurabiye yapan bir arkadaşımız İzmirlilere muhteşem tatlar sunuyor. Düğün, nişan, doğum, doğum günü ve aklınıza gelebilecek her özel gün için size özel yapılan pasta ve kurabiyelerle o günü daha da özel hale getirebiliyorsunuz.

Birkaç resimle anlatayım isterseniz...







Aycan arkadaşımızın mailini sizlerle paylaşıyorum, Türkiye'nin her yerine Kurabiye gönderebiliyor aklınızda olsun.

Aycanatalay@yahoo.com

Afiyet olsun :)