4 Nisan 2016 Pazartesi

İpana Luxe Perfection Beyazlatıcı Diş Macunu yorumlarım

Doğru makyaj, dolgun kirpikler, bakımlı bir cilt, hacimli saçlar… En önemlisi de beyaz dişlerle sağlıklı, güzel bir gülümseme! Bu yüzden diş bakımına ve beyaz olmasına oldukça özen gösteriyorum. Sürekli yeni ürünleri deneyimlemeyi de seviyorum. Burada raflarda gözüme çarpan ve Amerika’nın en büyük diş macunu markası olan Crest aslında Procter and Gamble’ın Türkiye’de sunduğu İpana markasıyla tamamen aynı içeriklere sahipmiş. Dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten bir marka olduğu için 3 boyutlu Beyazlık ailesi oldukça ilgimi çekti. Son zamanlarda market alışverişine gittiğim her mağazada ve televizyonlarda sıklıkla İpana’nın yeni ürünü olan Perfection’a denk gelince ve özellikle 3 günde %100’e kadar lekesiz iddasını duyunca denemek istedim ve hemen aldım.

İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu ünvanına sahip bu diş macunu ile deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Diş hekimimin de daha beyaz bir diş için önerdiği İpana 3D White Perfection ile güvenle, bembeyaz gülebiliyorum.

Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içeriyor. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekeleri %100’e kadar etkin biçimde çıkarıp ve bembeyaz bir gülümsemeye sahip olmamızı sağlıyor.

Performansına gerçekten çok şaşırdım. Etkisi inanılmaz! İlk kullanımdan itibaren bile diş yüzeyindeki lekeleri çıkarma etkisini farkediyorsunuz. Keskin nane tadıyla ferahlığı sağlıyor, böylece uzun süre ferah bir nefese de sahip oluyorsunuz. Beyazlatma etkisi bu kadar iyiyken diş mineme hiç bir zarar vermediğini bilmek de çok güzel.



Procter and Gamble’ın tüm dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana ile Türkiye’de de raflarda yerini aldı. Denediğinizde bana hak vereceksiniz:) Kullanmadan kesinlikle inanmazdım, deneyince etkisini gördüm ve mükemmel sonuç aldım.

Tam bir bakım sağlamak için aynı ailenin Oral-B 3D White Luxe ağız bakım suyunu da kullanıyorum. O da diş macunu ve fırçasının ulaşamadığı alanlardaki lekeleri bile çıkararak uzun süre, keskin bir ferahlık sağlıyor.

Unutmadan küçük bir not ekleyeyim; P&G ve İpana ürün performansına o kadar güveniyor ki, memnun kalmazsanız paranızın 2 katını iade ediyor. Bu nedenle beyazlatıcı etkisini kendiniz de görün diye bence gerçekten denemeniz gereken bir ürün.

Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!



P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım. 
http://www.agizbakimuzmani.com/

#ipanaperfection  #gülüşünügöster

İçerik Kaynak: http://kokoshgirl.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=B7MDJzarokU


Bir boomads advertorial içeriğidir.

21 Mart 2016 Pazartesi

AÖF İLAHİYAT ARAPÇA DERSLERİ

Dostlar proje yazıma bir duyuruyla ara vermek istiyorum. Biliyorsunuz ben Arapça öğretmeniyim. Bana Mersin'de çok sık soruluyor AÖF İlahiyat Arapça kursu var mı diye. Hatta özel ders isteyenler de oldu. Ben yoğun olduğum için kabul etmiyordum.

Şimdi Mersinli İlahiyat Fakültesi öğrencilerine sesleniyorum. Sınıf geçme garantili İlahiyat Arapça dersleri veriliyor artık. Sıkı durun adresi veriyorum. Vatan Bilgisayar üstü 3. kat. Sevgi Dil Kursu.
 Tel : 0 532 272 22 14

Ayrıca bu merkezde Arap hocalardan konuşma dersleri de alabilirsiniz. 

20 Mart 2016 Pazar

GÜCÜMÜZÜ FARKEDELİM

Size daha önce de dediğim gibi, kafamda bir proje var ve bu projeyi size bir kaç postta anlatacağım.

Şimdi size bir hikaye anlatmak istiyorum, benim üniversite yıllarıma dair.

Ben üniversitede okurken bir dönem yurtta kaldım. Kaldığım yurdun karşısında bir market vardı. Ben fıstık ezmesini çok severim. Bir gün markete gidip sordum fıstık ezmesi var mı diye. Yoktu. Ben de taaaa uzaktaki markete gidip almıştım. O zaman düşündüm ben fıstık ezmesi için hep buraya kadar yürümek zorunda mıyım? Sonra ertesi gün yine gidip sordum fıstık ezmesi var mı diye. Ertesi gün yine. Sonraki günlerde de devam ettim ve hatta yurttan birkaç arkadaştan da rica ettim. Onlar da gidip sordular. Sonuç; market fıstık ezmesi satmaya başladı:)

Kıssadan hisse, efendim bir şeylerin değişmesini istiyorsak birlik olup değiştirebiliriz.

Bana bu düzenden sıkılan insan lazım. Bazı şeylerden rahatsız olan insan lazım. Kendi gücünün farkında olan insan lazım. Sizleri bekliyorum. 

15 Mart 2016 Salı

HADİ BERABER BİR ŞEYLER YAPALIM

Sevgili dostlar yılbaşı öncesinde sizlerle beraber bir proje yapmak istediğimden bahsetmiştim. Adım adım giderek yani birkaç post yayınlayarak size meramımı anlatmaya çalışacağım.

Öncelikle Japonya denince aklımıza ne geliyor?

Benim aklıma dürüstlük, çalışkanlık ve saygı geliyor. Japonya'nın dini inancı Şintoizm ve Budizm, bir kısmı Hristiyan ve bir kısmı da Ateist. Birbirleriyle dostça geçinen ve bir tek ortak paydada birleşebilen Japonların tek hedefi çalışmak. Birini kandırmayı veya işlerini kaytarmayı asla düşünmüyorlar. Atom Bombası felaketini yaşadılar ama yine de çalışmaya devam ettiler. Bir kaç yıl önce büyük bir Tsunami yaşadılar ama marketleri yağmalamadılar, ihtiyaçlarını alıp çıktılar.

Neden anlatıyorum bunları? Malesef ülkemizde gördüğüm yozlaşmadan ve yozlaşmadan rahatsız olmamamızdan dolayı yazıyorum.

Dini açıdan bakarsak, gerçek islamdan uzaklaşmışız. Yalan söylüyoruz, insanları kandırıyoruz, işimizi doğru dürüst yapmıyoruz. En önemlisi nasıl yaşıyorsak öyle yönetiliyoruz. Bu anlattıklarım normal geliyor artık bazılarımıza çünkü kanıksamışız.

Artık bir şeyler yapmanın zamanı gelmedi mi? Neler yapabiliriz? Hep beraber olursak neleri başarabiliriz?

Lütfen bana fikirlerinizle destek olun. Ben tek başıma bir hiçim, eğer beraber olursak belki bazı şeyleri değiştirebiliriz.

28 Şubat 2016 Pazar

Beyaz ve Sağlıklı Dişlere Kavuşmanın En Pratik 5 yolu

Bugün hayalinizdeki beyaz ve sağlıklı dişlere en pratik şekilde kavuşma yollarını paylaşacağım. İşte dişlerimi korumamı sağlayan ve rahatça gülümseme nedenim 5 diş temizleme pratiğim :)

Beyaz ve Sağlıklı Dişlere Kavuşmanın En Pratik 5 yolu

1. Rutinlerinize Uyun
Hayatta en önemli şey sanırım sizin için iyi olan ne varsa alışkanlık haline getirmek. Spor yapmak, sağlıklı beslenmek gibi aslında kişinin kendisine bakması ve temizliğine dikkat etmesi de önemli. İşte bu yüzden diş temizliği rutinlerinizi belirleyin ve ona uyun.
Her sabah ve gece yatmadan önce dişlerinizi mutlaka fırçalayın! Bu alışkanlığınızı halen kazanamadıysanız bugün zaman kaybetmeden kendiniz ve diş sağlığınız için büyük karar verebilirsiniz.

2. Size Uyanı bulun!
Nasıl ki giydiğiniz kıyafetler tarzınızı yansımadığında kendinizi o kıyafetin içinde yabancı gibi hissediyorsunuz, aslında kişisel bakımlarınız da öyle. Diş ve diş ati yapınıza en uygun fırçayı bularak diş temizliğinizi daha verimli yapabilirsiniz.

3. Kendinize Zaman ayrın!
Bir şeyi yapıyor olmak kadar onu doğru sürede ve doğru şekilde yapmak da çok önemli. Özensiz bir biçimde yaptığınız hiçbir şey tam olmayacaktır. O yüzden dişlerinize ve kendinize zaman ayırın. Bu zamanı doğru fırçalama teknikleriyle yaparsanız emin olun kısa sürede farkı siz de fark edeceksiniz.

4. Bazı Ayrılıklar Çok Güzel!
Vedalar ve ayrılıklar hep can yakar ama aslında bazı ayrılıklar size çok iyi gelebilir :) Nasıl mı? 3 ayda bir diş fırçanızla vedalaşın ve hijyen açısından önemli bu değişikliği bir alışkanlık haline getirin.



5. Yol Arkadaşınızı İyi Seçin!
Geldik en önemli maddeye. Diş fırçanızı seçtiniz, kendinize zaman ayırdınız, her şeyi tam yaptınız ama diş temizliğinde istediğiniz verimi halen alamıyor musunuz? O zaman doğru diş macununu kullanmıyor olabilirsiniz. Bu konudan mustarip olanlara önerim; Procter and Gamble’ın dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana olacak.
Yeni İpana 3D White PERFECTION diş macunu İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu. Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içerir. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekelerin %100’e kadarlık kısmını etkin biçimde çıkarıyor. Ben bu ürünü çok sevdim, satın almak isterim derseniz tıklayınız.

Tüm bu maddeleri eksiksiz yerine getirenler olarak bol bol gülümsemeyi hak ettik sanırım :)



P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım. 
http://www.agizbakimuzmani.com/

#ipanaperfection  #gülüşünügöster

İçerik Kaynak: http://www.e-gunlugum.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=RZ5ymuChrW0


Bir boomads advertorial içeriğidir.

27 Şubat 2016 Cumartesi

KONSTANTİNİYYE OTELİ - ZÜLFÜ LİVANELİ - ELEŞTİRİ

Baştan uyarıyorum, bu yazı ağır eleştiri içermektedir.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki, fırsatını, hikayesini ya da daha doğrusu her ortam bulduğunda Zülfü Livaneli'nin Türkleri küçümsemesinden, aşağılamasından bıktım. Daha önce de Leyla'nın Evi romanında yaptı aynı şeyi ama kitabın hikayesi gereği yaptığını düşünmüştüm. Ama şimdi anlıyorum ki Zülfü Beyimizin kendi fikirleriymiş bunlar. Ona göre Ermeniler haklı, Kürtler haklı, Yahudiler haklı, eşcinseller haklı, hayat kadınları haklı ama garip Anadolu insanı kötü, haksız, hatta tu kaka.

Eleştirmeye nereden başlasam ki; mesela kitabın 105. sayfasında

"Hacı Mahmut pabuçlarını çıkararak camiye girdi; farzı ve sünnetiyle beş rekatlık namazını kıldıktan sonra......."

Sayın Livaneli sabah namazı 4 rekattır farzı ve sünnetiyle beraber.

Başka bir yerde kitap karakterlerinden birine şöyle bir soru sorduruyor. "Madem İslamiyet Muhammed'le birlikte geldi o zaman babasının adı nasıl Abdullah oluyor."

Açıklayayım sayın Livaneli Abd Arapça'da kul veya köle anlamına gelir Allah kelimesi de El-İlah kelimesinin kısaltılmış halidir ve İlah kelimesi yani tapılan şey kelimesi İslamiyetten önce de mevcuttu. Dolayısıyla Abdullah ismi İlahın kulu manasındadır.

405. sayfada Hz. Muhammed'in ölümünü anlatırken;

" Konstantiniyye'yi alamadan, alındığını göremeden ruhunu teslim etti. Cenazesi sadece aile üyeleri tarafından kaldırıldı, oracığa gömüldü; çünkü müslümanlar kimin halife olacağı kavgasına tutuşmuştu. Bazı iman sahipleri bunun sebebini Hz. Muhammed'in bir devlet ve servet bırakmış olmasıyla açıklarlar. Yakınındakiler, çarmıhta can veren Hz. İsa'nınkiler gibi aranacak arkadaşlar değillerdi. Ortada paylaşacak bir iktidar vardı." Devamında ise sırayla Hz. Ebubekir'in sonra Hz. Ömer'in sonra Hz. Ali'nin en son da Hz. Osman'ın halife olduğundan bahsediyor. Yani yazarımız halife sıralamasında da cahil.

Kitabın bir başka yerinde Tayland'da hayat şartları yüzünden hayat kadınlığı yapan masum! Nuk ile Hamburg'lu Manfred'in birleşmesinden hamile kalan Nuk bu gebeliği bitirmek için kürtaj olur. Hacı İsmail adında bir adam ve karısı kök hücre tedavisi için Bangkok'a gider ve kürtaj yapılan ceninden yeni hücreler yapılarak İsmail ve karısına verilir.

Bu olay sanki Hacı İsmail'le karısının suçuymuş gibi şöyle anlatılır;

"Manfred ile Nuk'un talihsiz bebekleri Germen ve Tay genleri hacılara geçerek, onların perişan dizlerinde yeni kıkırdaklar oluşturdu. Hacı İsmail Efendi, Allah'a şükrederek namazlarını yine ayakta kılmaya başladı. Hem de çok şükür hiçbir haram yiyeceğe el sürmeden, gavur ellerinden tertemiz dönerek."

Bir başka konu da coğrafyamızla ilgili Livaneli bu coğrafyanın insanları tembelleştirdiğini bu yüzden hiç Türk alim yetişmediğini söylüyor. Hatta bütün dünyada çalışkanlıklarıyla bilinen yahudilerin de bu topraklara geldikten sonra tembelleştiğinden dem vuruyor. Birazcık açıp internette gezince sayısız Türk ve Müslüman alim bulabilir halbuki. Ama ben en son tanıdığımız Aziz Sancar'ı hatırlatayım.

Kitaptaki bir başka konu da "Roboski" hakkında. Yani Uludere hakkında. Yine masum! günahsız! tertemiz! 34 kişinin ölümü konu edilmiş. Ama cenazelerinin PKK şovuna dönüştüğünden bahsetmemiş nedense.

Görünen o ki okuyucunu önemsemiyorsun ve yanlış bilgi veriyorsun. Cahil bir kitleye mi hitap ettiğini zannediyorsun. Daha yazmak istediğim çok şey var ama uzatmak istemiyorum.

Son söz olarak Sayın Livaneli beğenmiyorsanız canım vatanımı defolup gidebilirsiniz. İstediğiniz ülkede yaşayabilecek güce sahipsiniz. Bir zamanlar sanatçılığını, duruşunu sevdiğim bir insandınız artık ne kitabınızı alırım, ne okurum ne okuturum.



24 Ocak 2016 Pazar

SCHOLL AYAK BAKIM KİTİ ÜRÜN DENEYİMİ

Sevgili dostlar, bildiğiniz gibi fikrimühim üyesiyim ve  bu defa da denememiz için bir muhteşem bir ürün göndermiş. Ürünü kullanmak malesef bana nasip olmadı (hijyenik etkenlerden dolayı). Ama annem kullandı ve sonuç harika. Başlık kısmı ayrıca satılıyor onlardan alıp ürünü en kısa zamanda ben de deneyeceğim. Ama annemi her 15-20 günde bir kuaföre gitme zahmetinden kesinlikle kurtardı bu ürün.



Doğrusunu söylemek gerekirse benim ayağımda verdiği sonuç zaten bu ürünü açıklamak için yetmezdi. Çünkü benim topuklarımda çok büyük problemler yok. Ama annemin ayaklarında kilosunun sebep olduğu nasırlar ve çatlaklar vardı. Sonuç mükemmel. Resimlerde ne kadar belli bilmiyorum ama belki bir video ile size bir yayın daha yapabilirim.

Annemin Scholl'ü kullanmadan önce ayakları


Bu da ürünü kullanıp kremini sürdükten sonraki hali



Farkı net olarak gösteremedim burada ama harika bir ürün. 


Tabi bu ürün sizleri de unutmamış. Ürünü Migroslardan alıp faturalarını scholl@fikrimuhim.com adresine benim ismimle gönderirseniz sizlere çekiliş yapıp 20 TL'lik hediye çeki ile ödüllendirilebilirsiniz.




16 Ocak 2016 Cumartesi

MERSİNLİ BLOGGER ARANIYOR


blogger ile ilgili görsel sonucu

Arkadaşlar bir şey merak ediyorum. Hiç denk gelmedim. Acaba Mersin'de yaşayan blogger var mı? Varsa biz de bir Event yapsak, tanışsak. Nasıl olur? Hadi buluşalım.

30 Aralık 2015 Çarşamba

KILIÇ YARASI GİBİ - AHMET ALTAN


kılıç yarası gibi ile ilgili görsel sonucu

Ahmet Altan'ın okuduğum ilk kitabı. Tarzını ve anlatımını beğendim.

Kitabın konusu ise Abdülhamit dönemi, Osmanlı'nın yavaş yavaş tükenmesi, saraya taşınan o zamanın deyimiyle jurnaller bugünkü adıyla ispiyonlar ve bu ispiyonların Devleti Aliyye'yi nasıl etkilediği. İttihat ve Terakki cemiyeti, mason locası gibi üye kabul edişi, Abdülhamit Han'ı Kanuni Esasiyi kabul etmeye zorlama, o dönemin şartları. Kısacası Osmanlı Devleti'nin çöküşünü hazırlayan olayları anlatıyor.

Tabi kitabın asıl konusu bu değil. Mehpare Hanım adında güzelce bir hatun, önce bir Şeyh daha sonra Padişahın doktorunun oğluyla evlilik ve Mehpare Hanım'ın iki evliliği arasındaki inanılmaz uçurumda önce kendisini bulması ve ardından kendisini kaybetmesini anlatıyor.

1900'lü yılların başlarını anlatan kitaptaki Hikmet Bey, Mehpare Hanım ve dadıyla yaşanan olaylar 2000'li yıllarda bile yadsınırken böyle bir kitapta yer bulmalı mıydı ya da özellikle mi anlatıldı orasını tam kestiremedim. Ez cümle kitaptaki beğendiğim kısımları paylaşıp bitirmek istiyorum.

* Günahı ademoğlu ya hiç görmemeli ya da görürse işlemeliydi.

* ... neyi anladım biliyor musun, insanın hayallerini kaybetmesi kadar kendisini utandıracak hiçbir şey olmadığını. Hayallerini kaybettiğinde öyle bir ihanete uğramışlık hissi sarıyor ki seni, haini aradığında kendini görüyorsun, kendi kendinin haini oluyorsun.

Sevgiler dostlar. Lütfen takipte kalın.

27 Aralık 2015 Pazar

ORGANİK TEMİZLİK



Efendim bugünkü yazımı gıdayla başlayıp tekstille devam eden ve önemli bir merhaleye yani temizliğe kadar ulaşan bir konu hakkında yazmak istiyorum. Evet ORGANİK TEMİZLİK ÜRÜNLERİ .

Yediklerimizle içtiklerimizle ufak ufak zehirleniyoruz. Vücudumuz bu zehire karşı malesef direnç gösteremiyor. Bunun üstüne bir de biz bayanlar olarak temizlikte kullandığımız malzemelerle daha da fazla zehiri bünyemize sokuyoruz. Artık o kadar gündemdeki bütün dünya yavaş yavaş organik ürünlere dönmeye başladı hem de her şeyde. Aslına bakarsanız fark etmeden kullandığımız o ürünlerle hem kendimizi hem de dünyamızı kirletiyoruz.

Ben de uzun süredir bir arayış içindeydim ve birkaç ürün denedim. Ama hiç birinden istediğim sonucu alamadım. Sonunda HEICON'a rastladım. Çok genç bir firma ama hızlı bir giriş yaptı sanırım.

Nisbeten diğerlerinden daha kaliteli ve %100 Türk Malı. Formülü narenciye bitkilerinin özleri ve bor. Benim cildimde dökülme sorunu vardı. Pul pul dökülüyordu yaz kış. Normalde nemlendirici de kullanırım. Sonra doktora gittiğimde bu dökülmenin kullandığım çamaşır deterjanından olabileceğini söyledi. Zaten ondan sonra araştırmaya başladım. Organiğe ondan sonra geçmeye karar verdim.

Lafı uzatmadan bitkisel temizliğe önem verenler, çocuklarını düşünen anneler, astım gibi rahatsızlıkları olanlar ve çevreci dostlar için kesinle tavsiye edeceğim ürünler Heiconun ürünleri.


16 Aralık 2015 Çarşamba

UNICARE EYE DISC -Göz Makyajı Temizleme Diski

Arkadaşlar yine sizinle paylaşmak istediğim bir diğer konu da Unicare Eye Disc. Gratis'ten yaptığım alışverişin üstüne uygun bir fiyata almıştım. Yarısından fazlasını kullandım ve artık yorumlama vakti geldi diye düşündüm.

Öncelikle pratikliğinden başlamalıyım. Çantana at istediğin yere git ve lazım olursa kullan. Ayrıca losyon ve pamukla uğraşma. Kayısı özlü ve gerçekten nazikçe temizliyor. Ben kayısı özlü olmasından dolayı göz çevresine de iyi geldiğini düşünüyorum. Kesinlikle tavsiye edeceğim bir ürün. Ben almaya devam edeceğim.

 İçinde 80 adet incecik disc bulunmakta.


İncecik olmasına rağmen beklenenden iyi sonuç verdi.

15 Aralık 2015 Salı

Fİ, Çİ, Pİ ÜÇLEMESİ


fi çi pi set ile ilgili görsel sonucu



İnsanlık için küçük fakat benim için büyük olan projemi sizlerle paylaşmadan önce yazmak istediğim bir kaç postu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bunlardan ilki Fi, Çi, Pi üçlemesi. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, bütün üçlemelerde olduğu gibi, Fi giriş, Çi gelişme, Pi sonuç şeklinde yazılmış. Konuyu anlayabilmeniz için üçünü de okumanız lazım.

İçinde biraz felsefe, biraz bilgelik, biraz macera, biraz aşk ve birazdan daha fazla cinsellik barındırmaktadır.

Ancak bu hikayede cinselliğe bu kadar yer vermek ne kadar doğru o tartışılır. Normal romanlarda (Yani özellikle cinselliğin anlatılmadığı romanlarda) cinselliğin bu kadar fazla kullanılması sanırım Grinin Elli Tonu kitabıyla başladı. Fakat romanın erkek kahramanı bir sadist olduğu için bu belki de kaçınılmazdı. Ama Fi, Çi, Pi üçlemesi kendi hikayesiyle kitabı heyecanlı bitirebilirdi bence.

Benim başka bir takıldığım nokta ise ilk kitapta bir gösteriyi belki 20 sayfa bütün detaylarıyla anlatıp, son kitapta konuyu hızlı bir şekilde detay vermeden anlatma çabası. İlk kitap ve son kitap anlatım olarak birbiriyle bu yönüyle tamamen zıt.

Ayrıca romanın kahramanları günümüzden tanıdık insanlar gibi geldi bana. Mesela ben kahramanlardan birini Sezen Aksu'ya, bir diğerini Gülben Ergen'e benzettim. Tabi siyasetçilerden bahsetmiyorum bile onlar herkesçe malum değil mi?

Verdiği mesajlar güzeldi, belki hayata farklı bakmanızı sağlayacak bilgiler edinebilirsiniz. Kesinlikle tavsiye edeceğim bir üçleme.

Arkadaşlar tekrar hatırlatmak istiyorum. Önümüzdeki günlerde bir proje hakkında sizlerle ortak bir çalışma yapmak niyetindeyim. Lutfen takipte kalın.

2 Kasım 2015 Pazartesi

ARKADAŞLAR ÖNEMLİ LÜTFEN OKUYUN

Arkadaşlar 29 Ekim'de Metro Asistanlık bilmem ne firması taradından arandım. Güya geçen sene 14 Ağustosta beni aramışlar ve yok check up, yok çilingir hizmeti vereceklermiş ben de kabul etmişim. İlk yıl ücretsizmiş, ikinci yıl ücretliymiş yani ödemem gerekiyormuş.

Şimdi ilk önce bu kişiler beni 29 Ekim'de yani tatil günü aradılar. Ben de tabi şüphelendim ve sordum. Özel şirket olduğumuz için çalışıyoruz dediler. Ellerinde ses kaydım varmış onay verdiğime dair. Ben de böyle bir konuşma yapmadığımı, henüz bunamadığımı bu şekilde bir hizmete onay verdiysem mutlaka hatırlayacağımı söyledim. Bana ses kaydımı dinletin ödemeyi yapayım dedim. Yasal yollara başvurun o şekilde size ses kaydınızı gondeririz dediler. Eğer ben ödeme yapmazsam işte dava açılacakmış, dosya masrafı felan, en iyisi ben şimdi kredi kartımla 480 TL ödeyip kapatabileceğimi söylediler. Bu arada kredi kartımın ilk 8 hanesini kendileri söyleyecekmiş geri kalanını ben söyleyecekmişim ve kartımdan çekeceklermiş.

Sanırım nereye gelmek istediğimi anladınız. Bunlar DOLANDIRICI. Beni aradıkları numara 0 212 998 20 43. websitesi http://www.metroasistanlik.com/saglikhizmet.aspx

Biraz internette araştırma yaptığımda bunun yeni bir dolandırıcılık  sistemi olduğunu anladım. Lutfen aşağıda verdiğim sitedeki şikayetleri okuyun.

http://www.tellows-tr.com/num/02129982043

Arkadaşlar bugünlerde bu tip aramalar çok oluyormuş. Lütfen hem okuyun bu yazıyı hem de okutun. Bu şekilde aranırsanız da sakın ve sakın kredi kartınızın numarasını kimseyle paylaşmayın.

Umarım bu yazım bir farkındalık yaratır ve birilerine yardımcı olur.

25 Eylül 2015 Cuma

BİR GARİP - NEŞET ERTAŞ - BOZKIRIN TEZENESİ


neşet ertaş resimleri ile ilgili görsel sonucu

O bir Garip, O bir Aşık, O bir Ozan, O bir Dertli ve O bir Filozof... Bu liste uzar da uzar.

Neşet Ertaş...

Nasıl anlatılır, ne söylenir ona olan sevgi nasıl ifade edilir. Onu anlatmak ve anlamak için gerçek sevgiyi, insan sevgisini, Yaradanın sevgisini içinde bilip öyle anlatmak lazım.

Ondaki engin gönül, kendi halindelik ve ağırbaşlılık bir başkaydı. Türkülerinde yansıttığı duygular, anlatmak istediği, dile getirdiği sözlerin manası hep bir şeyde, tek bir yerde toplanıyordu.

Tahsil görmemiş bir insan olmasına rağmen insani değerleri yüksek, mana anlamında olgun, kendini yetiştirmiş biriydi. Onun kendi tabiriyle havalandırdığı türküleri, sıradan bir müzik gibi dinlememek lazım. Gerçekten ne manaya geldiğine, sözlerin özüne kulak vermek lazım.

Evet o saz çalıyor, türkü söylüyordu ama bir başkalık vardı onda. Ne diyordu bir türküsünde "Bu Garip Hakk'a aşık olmasa bu sazı çalar mıydı?"  Hak aşığı, halk aşığı Neşet Ertaş gönül gözü açık olan biriydi.

Allah sevmediğini yaratır mı hiç?

Allah kulun kalbine girmiş, kulundan uzakta olmamak için.

Döner çarkıfelek Bir'in aşkına

Ben de bir Garibim, Hak'ım
O ölmez, yitmez unutma sakın.

İnsanlar kendini bilebilseydi
Dünyada kavga dövüş olmazdı
Ne Hakk'tan korkardı ne hicap duyardı.

Bunun gibi daha sayısız türkülerinde tek bir olgudan söz eder.  Sizinle Neşet Ertaş'ın bir türküsünü kendi yorumumla sizlere aktarmak istiyorum.

Seher vakti çaldım yarin kapısını (Seher vakti duaların en çok kabul edildiği, Allah'ın da kullarını huzurunda görmek istediği özel bir zamandır.)

Boş bulmadım otağını, yapısını (Otağını, yapısı bana dünyayı çağrıştırıyor)

Aslanım eller, kokuyor güller, ne bilsin eller. (Güller çoğu zaman Peygamberimizle bağdaştırılır. )

Yukarıdaki tamamen kendi yorumum, tabii ki şu da var insan nasıl bakarsa öyle görür.


Sadece ozan değildi tabii ki, yüreği sevgiyle atan, güler yüzlü, kelimenin tam manasıyla humanist biriydi.

Sizinle paylaştığım videoda da izleyeceğiniz gibi, kendisine ve babasına müthiş be jest yapılır ve Kırşehir'e bir heykel yapılacağı söylenir. Heykelde bir eşek ve üzerinde babası ve kendisi tasvir edilecektir. Fakat Neşet Ertaş buna karşı çıkar ve 'Bir canlı bir başka canlıyı sırtında taşımamalı.' der. Heykel bir eşek ve yanında oturan bir baba ve karşısında öğrencisi ve oğlu Neşet resmedilir.



Yine videoda izleyeceğiniz gibi, Neşet Ertaş Almanya'da yaşarken tam manasıyla inzivaya çekilmiş bir hayat sürmeyi tercih ediyordu. Türkiye'de ise birçok sanatçı onun türkülerini söyleyerek para kazanırken Neşet Ertaş ise sanki kendini unutturmaya çalışıyordu. Bazen Türkiye'den kendisinin öldüğü haberini alıyordu. Sonunda birileri vasıtasıyla Türkiye'ye dönüp Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nda müthiş bir konser verir. Konser öncesi zanneder ki, konsere sadece Kırşehir'den dostları hemşerileri gelmiştir. Fakat konseri o kadar kalabalıktır ve sevenleri o kadar özlemiştir ki kendisi hayretler içinde kalır. Sevenleri şarkılarını hep bir ağızdan söylediğinde 'Sizin şarkı söyleyen dillerinize kurban olurum' diyerek coşkusunu dile getirir. Alçak gönüllüğünü bir de o konserde gösterir ve seyircilerden ceketini çıkarmak için izin ister. Bu hareket tek başına bile mütevaziliğinin göstergesidir. Tabii biz alışkın değiliz bu tür sanatçılara. Bizim dinlediğimiz sanatçılar konserde ceketlerini çıkarır, başının üzerinde çevirir ve seyircilere atar. Seyirciler de sanki matah bir şey yapmış gibi çılgına döner.



Neşet Ertaş için sadece ozan demek haksızlık olmaz mı? Aşağıdaki sözlerine bakınca onun ozandan daha öte vasıflara sahip olduğu anlaşılır sanırım.

Darda kaldım diye umutsuz olma
Yok iken dünyayı var eden vardır.

Kadın insandır, biz erkekler insanoğlu.

Sevgi dünyasına yalan giremez,
Gönülden sevmeyen Hakk'a eremez.

Özü gülmeyenin yüzü güler mi?

Gönül kimi severse güzel odur.

Neşet Ertaş eğer yaşasaydı ve onu görme şansım olsaydı bir tek soru sormak isterdim. "Bu kadar çile çekmeseydiniz, yine Neşet Ertaş olur muydunuz?"

Ölümünün 3. yıl dönümünde saygı duyduğum bu insanla ilgili bir yazı yazmak istedim. Neşet Ertaş'ın sanatçı kişiliğinin yanında derin bir felsefeye sahip olduğunu bir parça aktarmak istedim. İnsan sevgisiyle dolu kalbini türkülerinde açıklıkla görebilirsiniz. Ölüm yıl dönümünde onu sevgi, saygı ve hasretle anıyorum.


9 Eylül 2015 Çarşamba

BU NASIL İNSAN - PETRA LASZLO

Uzun zaman sonra bloğuma yazacağım ilk yazı bu olmamalıydı. Avrupa'da insanlık ölmüş dedirten bu görüntülere yüreğim dayanmadı. Hangi hisleri taşıyor bu kadın, nasıl bir kadın bu, nasıl ve neden böyle bir nefretle dolmuş. Kadın hakkında söylemek istediğim o kadar şey var ki....

Dilerim Rabbimden o çelme taktıkları, tekme attıkları kişiler ömrünün sonuna kadar vicdani olarak onu rahatsız eder. Allah'a güvenmekten hiçbir zaman vazgeçmedim.Eminim ki Allah belasını fazlasıyla verecektir.

petra laszlo ile ilgili görsel sonucu

petra laszlo ile ilgili görsel sonucu

petra laszlo ile ilgili görsel sonucu

petra laszlo ile ilgili görsel sonucu



http://ak-hdl.buzzfed.com/static/2015-09/8/14/imagebuzz/webdr03/anigif_optimized-19738-1441737824-8.gif