libya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
libya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2011 Salı

AH DE VEFA-SIZLIK - LİBYA

Uzun zamandan beri yazmak istediğim bir konuydu bu. Libya'ya yaptığımız vefasızlıktan başka birşey değil. 1974 Kıbrıs Barış Harekatında bize askeri yardımda bulunan yegane ülke olan Libya'ya cevabımız bu olmamalıydı. Bu harekata ABD karşı çıkmış, ambargo koymuş felan filan, Libya lideri Kaddafi de bizim yanımızda yer alarak, zaten bozuk olduğu batılılarla iyice açmış arayı. Türkiye'ye yardım etmiş, üstelik karşılık beklemeden.

Şimdi muhalifler diye adlandırılan bir grup Kaddafi'ye karşı çıkmakta ve Türkiye ise muhaliflerin liderleriyle görüşüp şu kadar ayni şu kadar nakdi yardım yapacağız diye ortaya atılmakta. Acaba Libya'nın petrolüne göz dikmiş olan Nato'ya neden yardım ediyoruz? Bunu düşünmekten kendimi alamıyorum. Şimdi Kaddafi kalksa PKK'ya yardım etse, destek verse biz ne yapardık? Bence olaya bu açıdan bakmalı ve bence Türkiye Libya'nın bu son durumunda taraf olmamalıydı, illa olması gerekiyorsa Kaddafi'den yana olmalıydı. Yegane dostlarımızdan biri olan Libya'yı kaybetmemeliydi.

Bir başka beni düşündüren konu da; çok değil 2 yıl önce Kaddafi'nin 40. yıl kutlamalarına Sn. Emine Erdoğan'ın da içinde bulunduğu bir heyet katılmış ve Libya'da bizzat Kaddafi'nin eşi tarafından ağırlanmıştı. 2 yıl sonra sırtını dönebileceksen, neden 40. yıl kutlamalarına katılıyorsun?

Libya hakkındaki görüşlerimi daha önce de yazmıştım, Libya'yı diğer Arap ülkelerinden ayırdığımı da belirtmiştim. Halbuki benim blogumun adı "Hayallerim ve Mısır". Mısır'da da ayaklanmalar oldu ama onlar için tek kelime bile yazmak gelmiyor içimden. Ama Libya halkı ile Türk halkının dostluğu, dostluktan da öte. Çok samimi, çok içten insanlar. Ve benim bu yazıyı yazmamdaki sebep ise bu çok samimi dostlarımdan birinin Türkiye'nin Libya'ya karşı hareket etmesine haklı olarak alınmış olmasıdır.

Son cümlem ise Türkiye konumundan dolayı çok fazla dosta sahip olmayan bir ülke ve bizim de iç ve dış sorunlarımız varken bu azıcık olan dostlarımızdan birini bile kaybetme lüksümüz yok.

Libyadayken çekilmiş birkaç fotoğrafla kapatıyorum konuyu.





25 Mayıs 2009 Pazartesi

İŞ GÜÇ- LİBYA SON













Uzun zamandır yazamadığımı farkettim birden. Kafamı kurcalayan bir sürü bit yeniğinin arasından sıyrılıp tekrar yazıyorum.

Libya ile ilgili son resimeleri de buraya ekledikten sonra bu konuyu kapatıp tekrar Mısır'a, Kahire'ye dair yazılarıma devam etmeye çalışacağım.
Libya ile ilgili söyleyeceğim son cümlelerim ise; gidilesi, görülesi bir yer. Ne amaçla giderseniz gidin, ister iş için, ister gezmek için kesinlikle pişman olmayacağınızın garantisini veriyorum. Evet Libya diğer Arap ülkeleri gibi tanıtmamış kendini, zaten diğer Arap ülkelerinden de çok farklı, ama bu demek değildir ki gezilecek, görülecek yerleri yok.
15 günlük Trablus maceram da beklentilerimin üstünde çok güzel geçti. Allah bir daha gitmeyi nasip eder mi bilmiyorum ama tekrar gitmek isteyeceğim bir yer.

13 Nisan 2009 Pazartesi

ALİ AL KİLANİ




Ali Al-Kilani şahsına münhasır bir kişilik, bir şair, karizması hat safhada bir adam. Ayrıca Libya Radyo Televizyon Kurulu Başkanı.

Bu kişiyle ilk tanıştığımda şair olduğunu bilmiyordum. Bana orada birçok konuda yardımcı olan Cem Sucu adındaki Fuarda görevli bir tercüman arkadaşımız bana onu sadece Radyo Televizyon Kurulu Başkanı olarak tanıştırmıştı. Şair olduğunu, şarkı sözü ve şiirler yazdığını sonradan öğrendim.

Fuardaki bizim Türk Bölümünün ilerisindeki binadan hergün bangır bangır bir müzik sesi duyuyordum, birgün merak ettim ve girdim içeri bu nedir diye. Müzik Saddam Hüseyin'in idam edilişi ile ilgili bir DVD idi. (Tabi ben bu oluşumun sahibinin, yani Saddam Hüseyin'e bu jesti yapan kişinin Ali Kilani olduğunu sonradan öğreniyorum.) Arkadaşlar kesinlikle tavsiye ediyorum ki eğer bu DVD'yi bulursanız alın. O DVD'nin bende uyandırdığı duygu garipti. Yani biz Türkler olarak komşumuz Irak'ın yaşadığı acıları tam anlayamamışız. Evet orada bir savaş var, (ve aslında bence bu savaşın tek suçlusu Irak'a sonradan Demokrasi getirmek için! giren devlet değil) ve biz Türkler olarak çok şükür ki savaşlardan yıllardır uzağız. O yüzden orada yaşanan çaresizlikleri eğer bizim Saygın Medyamız! Tv ekranlarına taşırsa görebiliyoruz. Bir savaşın ne kadar acı olduğunu, küçücük çocukların cesetleri başında duran ailelerinin, korkudan ve savaşın içinde olmanın verdiği o çaresizlikten dolayı çocuklarına bir mezar bile hazırlayamayıp belki yasını bile tutamadıklarını, bilhassa erkeklerin çıplak bırakılıp haysiyetleriyle, onurlarıyla oynandığını biz tam anlamıyla hayal bile edemiyoruz sanırım. Anlatmak istediğim şu ki bizim medyamızda gösterilmeyen birçok görüntüyü o DVD de görebilirsiniz. Ama bakabilir misiniz bilemiyorum. Ben gördüm ama bakamadım, başı kopuk cesetler, toprağın altından çıkarılan ve uzun süredir orda olduğundan olsa gerek katılaşmış bebek cesetleri... Yarabbim bu çok büyük bir acı, inanın şu an düşünmek bile ürpertiyor beni.
Lütfen bulun ve izleyin, Türkiye'de bulabilir misiniz bilmiyorum. Ama ben Libya'dan ayrılmadan önce size temin edebileceğiniz bir adres bulmaya çalışacağım.
Şunu da söylemek istiyorum ki, ben Saddam Hüseyin'in asılma görüntülerini daha önce izlememiştim. Dikkatimi çeken nokta şu oldu Kelime-i Şehadet getirirken bitirmesini beklemeden idam edilip düşürülmesi. Saddam Hüseyin'in iyiliği veya kötülüğünü tartışmıyorum kimseyle ama bir dönem başkanlık veya diktatörlük yapmış bir insanın en azından ölürken Kelime-i Şehadetini tamamlaması beklenmeliydi. Bu benim şahsi görüşürüm.
Ali Al Kilani'in neden böyle bir DVD hazırladığı hakkında bir fikrim yok.Üstelik öğrendiğim kadarıyla bütün masraflarının da kendi karşılamış. Bugün Salı, sabahın 03:00'ü Çarşamba günü sabah buradan ayrılıyorum eğer gitmeden önce kendisiyle bir kez daha görüşebilirsem mutlaka soracağım bunu ve sizlerle de paylaşacağım.
Neyse çok uzatmayayım gelelim asıl konumuza, Ali Al Kilani geleneklerine bağlı, vatanını ve milletini çok seven, duygulu, sevecen, mütevazi, kibar bir beyefendi. Libya'da tanıştığım Türk ve yabancı insanlar arasında saygı duyduğum biri olarak, ömrümün sonunda kadar unutmayacağım bir kişilik.
Kendisiyle resim çektirme isteğimi kırmayarak, Fuar alanına kurdurduğu ve adına "Naca'a" dediği çadırda çekilen resimlerimizi üste ekliyorum.



11 Nisan 2009 Cumartesi

AL KABIR HOTEL TRIPOLI

Bu resimleri çektğimde yağmur yağıyordu. Halbuki ben bu aylarda Libya'ya yağmur yağmadığını sanıyordum.


Ben hep önyargılarla yaşıyormuşum meğer. Libya için neler düşünürken nelerle karşılaştım. Benim için tamamen süpriz oldu burası.

Buranın farkı havaalanında başladı. Küçük bir havaalanı ama herşey çok nizami, sokakları temiz, insanları nazik. Trafik düzenli, yola ayağınızı attığınızda arabalar duruyor ve size yol veriyorlar.

Fuar şirketi bize Al Kabir Oteli ayarlamış. Burası bir devlet oteli, çalışanlar memur. Ufak tefek aksaklıklar var ama güzel, ismi gibi büyük, manzarası harika bir otel. Buraya benim odanın balkonundan çektiğim birkaç resmi ekliyorum.