amin maalouf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
amin maalouf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2015 Cumartesi

YOLLARIN BAŞLANGICI - AMİN MAALOUF


yolların başlangıcı ile ilgili görsel sonucu

Amin Maalouf'un bir nevi otobiyografisi olan bu kitap Maalouf'un dedesinin babasından başlayarak ailenin önde gelen kişilerini anlatıyor. Kitabın asıl adı "Origines"tir.  Maalouf o zamanların en doğru kaynağı olan aile içi yazışmalardan yola çıkarak kendi ceddinin hikayesini araştırmış ve okuyucuya aktarmış. Kitabın büyük bir bölümünü ise Kübaya yerleşen dedinin erkek kardeşi Cebrail oluşturuyor. Dedesinin bir türlü kendi topraklarından kopamayıp, kardeşinin yanına gidememesi, dedesinin eğitimci rolü de sıkça vurgulanıyor kitapta.

Tabi bahsi geçen yıllarda Lübnan Dağları Osmanlı toprağı olduğundan, Osmanlı'nın son demlerindeki sancılarından da bahsetmiş kitap. Fransa'nın o topraklara sahip olması ve bu yeni dönemin ailedeki yansımasına da hafifçe değinilmiş.

Kitapta geçen, doğunun kendini kadere teslim etmişliğini en iyi şekilde anlatan kısmı öellikle paylaşmak istiyorum.

".... Herşeyin bir omuz silkmesiyle kabul edilegeldiği bir ülkede. Hiç durmadan şöyle sözlerin yinelendiği bir ülkede : "Eğri hıyarı düzeltmeye çalışma." "Merdiveni enine taşıma." "Olacak herşey daha önce olmuştur." "Bükemediğin bileği öp ve onu bükmesini Tanrı'dan iste." "Matkaba göz dayanmaz." "Anamla evlenen üvey babamdır."

Kitapta benim ilgimi çeken başka bir konu da, yazarın dedesinin Atatürk hayranı olması ve doğacak çocuğuna "Kemal" adını vermek istemesi. Ancak çocuk kız olunca ne yapacağını düşünür ve yine de kızının adını "Kamal" koymuştur.

Sürükleyici bir kitaptı. Beğendim tavsiye ederim.

8 Kasım 2013 Cuma

YABANCI YAZARLARIN BİLGİ EKSİKLİĞİ


Kasıtlı mı yapıyorlar yoksa gerçekten mi bilmiyorlar, tam kestiremesem de dikkatimi çektiği için sizlerle de paylaşmak istedim.



İlk olarak Dan Brown'un Cehennem adlı kitabından, sayfa 483, Ayasofya için " Burayı yeniden gören Langdon, İmparator Justinianos'un Ayasofya'yı tamamlayınca bir adım geri gidip gururla  'Süleyman, seni geçtim.' dediğini hatırladı."

Ayasofya MS. 532-537'de Bizans İmparatoru 1. Justinyen tarafından yapılmış. İstanbul'un Türkler tarafından fethi ise 1453, bakalım Kanuni Süleyman ne zaman tahta geçmiş 1520 'de.

Tabii şu alternatif de var burada bahsedilen Süleyman Peygamber mi? Hani şu hayvanların dilini konuşan. Hz. Süleyman MÖ. 970-928 tarihleri arasında krallık yaptığı yazıyor. Kudüs'te büyük bir Tapınak inşa ettirdiğine göre, Dan Brown'un da Yahudi yönü göze alınırsa bahsedilen Süleyman, Hz. Süleyman olmalı.

İkinci kitaba gelince Amin Maalouf'un Doğunun Limanları. Sayfa 8, "daha sonra dört yüz yıllık Osmanlı egemenliği,". Osmanlı 1299'da kurulmuş 1923'de ise Türkiye Cumhuriyeti olarak Osmanlı Devleti'ne son verilmiştir. Yani tam 624 yıl.

Bunlar çok büyük hatalar değil elbet, ya da bakışa göre değişir. Ama yazar açısından bakınca, kitapları tüm dünyada beğenilen, beğenilerek okunan yazarların biraz daha doğru ve net olmaları beklenir, değil mi?

Kitapların konusuna gelince onu da başka bir yazımda yazmayı planlıyorum. Esen kalın :))